Harun İstenci
Harun İSTENCİ
Kurucu ve Yönetici
 1997 yılında İstanbul'da dünyaya geldi ve memleketi Kastamonu. Çocukluğundan bu yana bilgisayar sistemleri üzerinde çalışıyor ve internet üzerinde içerik üretiyor...

Kişisel Web Sitesi: harunistenci.com

Öne Çıkan Şehirler

İstanbul
Sivas
Safranbolu
Kastamonu
Eskişehir
Edirne

Başlangıç

İstenci Perde™ Harun İstenci tarafından İstenci Systems® için geliştirildi.
Tüm Hakları Saklıdır | Copyright © 2020
A320 Ailesi Aero Spacelines Afyonkarahisar Airbus Aliya İzzetbegoviç Almanya Amasya Ankara Antik Kent Antonov Araç Arkadaşlar Arkeoloji Avrupa AWACS Aydın Aydın Çufaoğlu Ayvalık Azdavay Baden-Württemberg BAE Systems Balıkesir Basın Açıklaması Bedesten Bergama Beşiktaş Beyoğlu Bilecik Blog Boeing Bolu Bombardier Bosna Hersek Breguet Bursa Cami Cide Concorde CSS Eğitimleri Çarşı Çevre Denizli Developer Doğa Douglas Aircraft Company EADS Edirne Efes Eğitim Eğlence Eminönü Erasmus Erzincan Eskişehir Fatih Fokker Fransa Galeri Gar Gebze Göl Göynük Guppy Gürün Haber Hamam Han Harun İstenci Havacılık Hayvanlar Heidelberg Heykel Ilgaz Ilyushin İğdir İnsanlar İnternet İsmail Ulukaya İstanbul İşletim Sistemleri İzmir İzmit Jumbo Jet Kadıköy Kale Kanyon Karaağaç Karabük Karşılaştırma Kartepe Kastamonu Kemaliye Keşfet Kilise Kocaeli Konak Konya Köprü Külliye Küre Linus Torvalds Linux Lockheed Lockheed Martin Ludwigshafen Maltepe Mannheim Marmaris McDonnell Douglas Medrese Merak Edilenler Microsoft Moda Motivasyon Muğla Muhammet Ali Sağlar Müze Nedir Ortaköy Osmangazi Paris Safranbolu Sakarya Sapanca Sivas Sivrihisar Siyaset Sorun Çözümü Strasbourg Stratolaunch Suhoy Sukhoi Süpersonik Şelale Şile Tarih Tarihe Yön Verenler Taşköprü Trakya Tupolev Türbe Ubuntu Uçaklar United Aircraft Coorparation Üsküdar Vickers Vickers-Armstrongs Limited Video Wilfrid Voynich Windows Windows10 Yazılım Yelken Yerler Yollar Yurt dışı

Harun İstenci ve Kız Kulesi - Üsküdar, İstanbul | Ocak 2020
Harun İstenci ve Kız Kulesi - Üsküdar, İstanbul | Ocak 2020
 Kız Kulesi, M.Ö. 5.yy’da Yunanlar tarafından İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Salacak sahiline yakın bir noktaya kurulmuştur. Üsküdar’da, Roma İmparatorluğu’ndan kalma tek mimari eserdir. Tarih boyunca farklı amaçlarla kullanılmış ve hakkında çokça rivayetler üretilmiştir. Şimdi biz de önce tarihine sonra efsanelerine bir göz atalım…

 Haldun Hürel, yaptığı araştırmalara dayanarak “sala” kelimesinin köy anlamında kullanıldığını ifade eder. Salacak ise küçük köy – şirin köy anlamındaki “salacık”tan türemiş. Yani muhtemelen burası geçmiş dönemde küçük bir köy idi. Kız Kulesi’ne de daha ziyade bu köyden ulaşılıyordu, tıpkı bugünkü gibi.
Harun İstenci'nin Kız Kulesi'ni ilk ziyareti - Üsküdar, İstanbul | Ocak 2017
Harun İstenci'nin Kız Kulesi'ni ilk ziyareti - Üsküdar, İstanbul | Ocak 2017

Antik Dönemde Kayalıklar

 Resmi kaynakları baz alan tarihçiler, Kız Kulesi’nden ilk defa MÖ 400’lü yıllarda bahsedildiğini belirtirler. Bilindiği kadarıyla deniz ticareti için bir gümrük noktası olarak kurulmuştur. Kuran ise Atinalı bir komutandır. Atina, o dönem önemli ve bölgede hakim bir Yunan şehir devleti idi. Yüzyıllar boyunca bu küçük kayalığın, kendisine yüklenen bu görevi yerine getirdiği bilinen bir gerçektir. Bununla ilintili bir de efsane vardır, aşağıda anlatacağım.

 Yalnız şunu belirtmekte fayda var, Kız Kulesi, hakkında çokça söylenti ve rivayet olan fakat kesin bilgisi en az olan İstanbul eseridir. Bunu şunun için belirtiyorum, burasının bir dalga kıran olarak inşa edildiğini iddia eden tarihçiler de var. Tabi en çok kabul gören bilgi, yukarıda yazdığım ilk anlatıdır.
Harun İstenci'nin Kız Kulesi'ni ilk ziyareti - Üsküdar, İstanbul | Ocak 2017
Harun İstenci'nin Kız Kulesi'ni ilk ziyareti - Üsküdar, İstanbul | Ocak 2017

Roma Devrinde Kız Kulesi

 Yüzyıllar sonra yani Byzantion, Konstantinopolis olduktan sonra buraya ilk kule dikilir. Romalı tarihçilere göre bu ilk kuleyi yaptıran kişi, Roma tarihinde önemli bir hanedanlık olan Komnenos hanedanından, İmparator Manuel Komnenos’tur (1143 – 1180). Bazı kaynaklarda kulenin yapım tarihi olarak 1110 denir fakat bu Aleksios Komnenos dönemine denk gelir ki onun dönemini anlatan tarihçiler, Kız Kulesi’nden hiç bahsetmezler.

 İmparator Manuel’in bu kuleyi yaptırmasında 2 neden vardı: İstanbul Boğazı’nı denetim altına almak ve ticari gemilerden vergi almak. Bunu desteklemek için de kule ile Avrupa sahili arasına kalın bir zincirin çekildiği, zincirin batmaması için onlarca sal kullanıldığı yazılır. Bir anlatıda ise ilk kulenin, tüm çabalara rağmen zincirin ağırlığını kaldıramadığı ve yıkıldığı söylenir.

 Boğazın kontrol altına alınması amacıyla dedim ama burada şunu hatırlatayım; Kız Kulesi, İstanbul’un fethi esnasında önemli bir görev üstlenmemiştir. Yalnızca Venedikli bir komutanın emrinde küçük bir birlikle istihkam edilmiş. Zira son birkaç yüzyıldır bozulan Roma maliyesi, kulenin önem kaybetmesine neden olmuştu. Bu nedenle o meşhur zincir, 1453 yılında Haliç’e çekilmiştir.

 Roma devrinde kule, tıpkı Osmanlılarda da olacağı gibi zaman zaman bir sürgün ve tecrit yeri olarak kullanılmıştır. Şehirde yaşayan Romalılar ise kule hakkında pek çok hikaye anlatmış ve efsaneler türetmişler. Hatta kuleye dönem dönem bu hikayelere göre isimler vermişlerdir. Bunlara aşağıda değineceğim.

Osmanlı İmparatorluğu’nda Kız Kulesi

Osmanlılar Kız Kulesi’ne “imparatorluk” sıfatıyla birlikte sahip oldular. Yani gücünün doruk noktasına yaklaşırken! Dolayısıyla ne şehri fetheden Fatih Sultan Mehmet Han ne de diğer padişahlar burayı savunma amaçlı kullanmadı. Zaten Rumeli ve Anadolu Hisarları varken gerek de yoktu.

 Fatih dönemi tarihçileri, burada sultanın emriyle yeni bir kule yapıldığını yazarlar. Ne amaçla kullanıldığını kesin olarak öğrenemedim. Muhtemelen yine gümrük kulesi olarak vazife yapmış olmalı. Bu kule, zaman zaman diğer yazılarımda da hatırlattığım ve İstanbulluların “Küçük Kıyamet” dedikleri 1509 depreminde zarar görmüş. Yine bir çok eseri onaran dönemin meşhur mimarı Hayrettin tarafından onarılmış. Bundan yaklaşık 200 yıl sonra ise fener olarak kullanılmaya başlandı. Bu seferde kullanılan kandil yağı nedeniyle tutuştu ve yandı. Yerine yapılan yeni kule ise kagir olarak inşa edildi.

 Kız Kulesi, çeşitli dini ve diplomatik törenlerde top atışı için de kullanıldı. Kimi Sultanlar ise burayı bir seyir mekanı ya da dinlenme alanı olarak kullandılar. Bir hikayeye göre Sultan 1.Abdülhamit, burada rüzgar ve dalga sesleriyle neredeyse sabahlamıştır. 1.Mahmut ise Kız Kulesi’nde, rüşvet aldığı iddia edilen bir Darüssade ağasını idam ettirmiştir.

 Kız Kulesi’nin bana göre en ilginç görevi, 19.yy’da İstanbul’da yayılan bir veba salgını esnasında hastaların tecridi için kullanılması olmuş.

Cumhuriyet ve Kız Kulesi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından hemen önce kule tekrar deniz feneri olarak kullanılmaya başlandı. 1940’larda zemini sağlamlaştırıldı. 1980’lerin başında askeri amaçlı radar istasyonu olarak görev yaptı. Şu anda ise özel bir şirket tarafından seyir mekanı ve restoran olarak işletilmektedir. Kulenin bulunduğu adaya gidişler ücrete tabiidir: Tam 20 TL öğrenci 10 TL’dir. Ziyaret saatleri ise Salacak sahilinden her gün sabah 9 ile akşam 18:45 arasıdır.

Kız Kulesi Efsaneleri

Yukarıda belirttiğim gibi Kuz Kulesi, belki de hakkında en çok efsane türetilen İstanbul eserlerinden biridir. Yunanlar, Romalılar ve Osmanlılar ayrı ayrı efsaneler anlatmışlar, bu hikayelere göre de kuleye isimler vermişler.

 Mesela Yunanlar buraya Damalis Kulesi derlermiş. Nedeni ise en başta yazdığım gibi buralar o dönem Atinalılarınmış. Atina Kralı Hares’in çok güzel bir eşi varmış. Salacak sahilini çok sevdiğinden öldüğünde onu buraya gömdürmüş. Yunanlarda bu nedenle sahile Damalis sahili, kuleye de Damalis kulesi demişler. Hatta eğer doğruysa bir de heykeli varmış Kraliçe Damalis’in kayalıklarda.

 Aşağıda değinmeyeceğim, Kız Kulesi’nin kendisine ithaf edilen bir aşk efsanesi var. Bu hikayeyi Tarihi Galata Bölgesi ve Galata Kulesi isimli yazımda anlattım.

Hero ve Leandros Efsanesi

 Hero, Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olarak tanımlanan Afrodit’in rahibelerinden biridir ve Kız Kulesi’nde görev yapmaktadır. Rahibe olması nedeniyle aşka yasaklıdır ve erkeklerle ilişkisi yoktur.

 Bir gün yıllardır kaldığı kuleden bir tören için karşıya geçer. Orada Leandros adında başka bir rahip ile karşılaşır ve ona ilk görüşte aşık olur. Rahip Leandros da aynı duygulara kapılır. Görüşebilmelerinin tek yolu, Leandros’un boğazın soğuk ve akıntılı sularını geceleri yüzerek aşmasıdır. Bir süre bu şekilde aşk yaşayan çiftin hikayesi, rüzgarlı bir gece Hero’nun sevgilisine yol göstermesi için yaktığı fenerin sönmesiyle son bulur. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğularak ölür. Efsaneye göre bu duruma gözleriyle şahit olan Rahibe Hero, yaşadığı acıya dayanamaz ve o da kendini boğazın sularına bırakarak hayatına bir son verir.

Bu efsaneye dayanarak Romalılar burayı, Leandros Kulesi olarak adlandırmışlar.

Sepetteki Zehirli Yılan Efsanesi

Bir diğer Kız Kulesi efsanesi, sepetle birlikte kuleye gelen zehirli yılanı anlatır. Yalnız bu efsanenin hem Yunan – Roma hem Türk türevleri vardır. Kronolojik olarak anlatalım.

Kralın Eşi

Eski çağlarda Romalı bir imparatora, falcılar tarafından eşinin öleceği söylenir. O da kraliçesini korumak için Kız Kulesi’ne yerleştirir. Kendisinden ve özel hizmetlilerden başka kimsenin yanına girmesine izin vermez. Yine de kaderin önüne geçemez ve kraliçeye gönderilen yiyecek sepetinin içinden çıkan yılan onu orada sokarak öldürür.

Hanım Sultan

Bu hikayeye göre ise Selçuklu Sultanlarından biri, rüyasında çok sevdiği kızının bir yılan tarafından ısırılarak öleceğini görür. Vesveseye kapılan sultan, kızını kuleye yerleştirir. Kendisi dahil kimsenin kuleye girip çıkmasına izin vermez. Hatta su ve süt dahi özel borularla akıtılır adacığa. Derken yıllar sonra hanım sultan hastalanır. O güne dek bilinen en iyi hekim tarafından zar zor iyileştirilir genç kız. Bunun üzerine pek çok farklı yerden hanım sultana hediyeler yollanır, bunların arasında da bir sepet üzüm vardır. Üzüm sepetinin içine gizlenmiş olan yılan, o gece hanım sultanı zehirleyerek ölümüne neden olur.

Battal Gazi Efsanesi

Bir başka Türk Kız Kulesi efsanesi de Seyyid Battal Gazi hakkındadır. Battal Gazi, dönemin İslam Halifesi Harun Reşid’in ordusuyla İstanbul kuşatmasına katılır. Kuşatmadan sonuç alamayan İslam ordusu geri çekilirken Battal Gazi, Üsküdar’da kalmaya devam eder. Çünkü tekfurun kızına aşıktır. Ancak Üsküdar tekfuru, imparatorun izniyle kızını kuleye hapsederek onu Battal’dan koparmaya çalışır. Bunun üstüne Seyyid Battal, bir gece Kız Kulesi’ni basarak hem tekfurun kızını hem de kuledeki hazineleri alarak kaçar. Meşhur, “atı alan Üsküdar’ı geçti” deyiminin de bu efsaneye dayandığı söylenir.

Kız Kulesi Nerede?


Bu içerik Harun İstenci tarafından aşağıda belirtilmiş olan kategoriler altında oluşturulmuş ve yayınlanmıştır. İçeriğin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. | İstenci Systems
Yazar Bilgisi: Harun İstenci Hakkında
Harun İstenci Hakkında
1997 yılında İstanbul'da dünyaya geldi ve memleketi Kastamonu. Çocukluğundan bu yana bilgisayar sistemleri üzerinde çalışıyor ve internet üzerinde içerik üretiyor...
Harun İstenci Resmi Web Sitesi Hakkında Daha Fazla >

Kız Kulesi, M.Ö. 5.yy’da Yunanlar tarafından İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Salacak sahiline yakın bir noktaya kurulmuştur. Üsküdar’da, Roma İmparatorluğu’ndan kalma tek mimari eserdir. Tarih boyunca farklı amaçlarla kullanılmış ve hakkında çokça rivayetler üretilmiştir. Şimdi biz de önce tarihine sonra efsanelerine bir göz atalım…

Yorum Gönderme

Yorum alanı herkese açıktır. Olağan dışı bir yorum algılandığında topluluk politikalarımız gereğince 24 saat içinde kaldırılacaktır.

[blogger][disqus]

Author Name

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.