Harun İstenci
Harun İSTENCİ
Kurucu ve Yönetici
 1997 yılında İstanbul'da dünyaya geldi ve memleketi Kastamonu. Çocukluğundan bu yana bilgisayar sistemleri üzerinde çalışıyor ve internet üzerinde içerik üretiyor...

Kişisel Web Sitesi: harunistenci.com

Öne Çıkan Şehirler

İstanbul
Sivas
Safranbolu
Kastamonu
Eskişehir
Edirne
Denizli
A320 Ailesi Aero Spacelines Afyonkarahisar Airbus Aliya İzzetbegoviç Almanya Amasya Ankara Antik Kent Antonov Araç Arkadaşlar Arkeoloji Avrupa AWACS Aydın Aydın Çufaoğlu Ayvalık Azdavay Baden-Württemberg BAE Systems Balıkesir Basın Açıklaması Bedesten Bergama Beşiktaş Beyoğlu Bilecik Blog Boeing Bolu Bombardier Bosna Hersek Breguet Bursa Cami Cide Concorde CSS Eğitimleri Çarşı Çevre Denizli Developer Doğa Douglas Aircraft Company EADS Edirne Efes Eğitim Eğlence Eminönü Erasmus Erzincan Eskişehir Fatih Fokker Fransa Galeri Gar Gebze Göl Göynük Guppy Gürün Haber Hamam Han Harun İstenci Havacılık Hayvanlar Heidelberg Heykel Ilgaz Ilyushin İğdir İnsanlar İnternet İsmail Ulukaya İstanbul İşletim Sistemleri İzmir İzmit Jumbo Jet Kadıköy Kale Kanyon Karaağaç Karabük Karşılaştırma Kartepe Kastamonu Kemaliye Keşfet Kilise Kocaeli Konak Konya Köprü Külliye Küre Linus Torvalds Linux Lockheed Lockheed Martin Ludwigshafen Maltepe Mannheim Marmaris McDonnell Douglas Medrese Merak Edilenler Microsoft Moda Motivasyon Muğla Muhammet Ali Sağlar Müze Nedir Ortaköy Osmangazi Paris Safranbolu Sakarya Sapanca Sivas Sivrihisar Siyaset Sorun Çözümü Strasbourg Stratolaunch Suhoy Sukhoi Süpersonik Şelale Şile Tarih Tarihe Yön Verenler Taşköprü Trakya Tupolev Türbe Ubuntu Uçaklar United Aircraft Coorparation Üsküdar Vickers Vickers-Armstrongs Limited Video Wilfrid Voynich Windows Windows10 Windows7 Yazılım Yelken Yerler Yollar Yurt dışı

Harun İstenci Yunus Emre'nin ikinci kabri başında...
Harun İstenci Yunus Emre'nin ikinci kabri başında.
 Eskişehir'e yolumuz düştüğünde Yunus Emre'nin kabristanını ziyaret ettik. Eskişehir'in merkezinden kilometrelerce dışına çıktık ve Sivrihisar'ın epey ötesinde bir köy, Sarıköy'de Yunus Emre beldesine gittik. Geniş bir arazide kabrini, anıtını, adına yapılmış kültür evi ve camiyi ziyaret ettik. Birden fazla kabrinin olması dikkatimi çekti, sonrasındaki araştırmalar neticesinde yerinde öğrendiklerimden daha fazlasını ve farklısını sonrasında araştırmalar neticesinde öğrendim. Esasen her kabrin ayrı bir hikayesi ve her hikayenin de ayrı bir sebepleri var... Aslında anlatacak çok şey var, her şeyden önce kabrinin nasıl, neden taşındığını ve sonrasında hayatını anlatmak istiyorum. Haydi başlayalım...

Yunus Emre'nin ilk kabri  

Yunus Emre'nin ilk kabri...
Yunus Emre'nin ilk kabri. - Eskişehir, Sivrihisar | Ocak 2019
 Fotoğrafta görüldüğü gibi ilk mezarı çok sade ve dağılmış bir durumda. Bir mezar taşı bile yok, belki de vardı. Sonradan kayboldu? Belki! Bilmiyoruz. Üzerinde ve etrafında çiçeklerin olduğu otluk ve düz bir alanda bulunan mezarın hemen yanı başından bir tren yolu, banliyö hattı geçiyor. Çevredeki köylülerden öğrendim ki; Demiryolu’nun kabrin yakınından geçeceğini öğrenen köylüler, yetkililere müracaat ederek mezarı buradan biraz ileriye nakletmek isterler. Yıl 1944. Eskişehir İl Özel idaresinden gerekli bütçe ayrılır. Gerekli projeler yapılır. Aradan 2 yıl geçer. 1946’da yeni mezar yeri inşa edilir. Aradan üç yıl daha geçer. 6 Mayıs 1949’da mezar açılır. Yunus’un iskeleti parçalanmamış ve dağılmamış vaziyettedir. Bir heyet huzurunda bir sandukaya yerleştirilir.
Yunus Emre'nin ilk kabri ve yanından geçen tren yolu...
Yunus Emre'nin ilk kabri ve yanından geçen tren yolu...

İkinci kabri

 Yunus’un yeni kabrine nakli için çok sınırlı sayıda resmi erkân davet edilir. Dahası bir izdihama yol açılmaması için nakil töreni gizli tutulur. Fakat enteresan bir gelişme olur. Ankara’dan bu iş için yola çıkan kişiler, buraya geldiklerinde mezarın yanında 24 meşalenin yanmakta olduğunu ve vaktin gece yarısına yaklaşmış olmasına rağmen ortalıkta mahşerî bir kalabalığın bulunduğunu görüp hayret ederler. Olaya tanık olanlardan biri de Nezihe Araz’dır. Onun Anadolu Erenleri kitabında anlattığına göre ortalıkta 25-30 bin kişi vardır. Daha da ilginci bunlar Bolu’dan, Afyon’dan, Konya’dan ve diğer civar yerlerden gelen kişilerdir. Bu kadar insan, bu olaydan nasıl haber aldı, buraya bu kadar kısa bir süre içinde nasıl geldi? Bu durum, hâlâ bir sırdır.
Harun İstenci Yunus Emre'nin ikinci kabri başında...
Harun İstenci Yunus Emre'nin ikinci kabri başında.
 Yeni mezarın yeri, ilkinden 150 metre ötededir. İşte ertesi sabah öğle namazından sonra sanduka yeni kabre nakledilirken bu 150 metrelik mesafe tam üç saatte alınır. Bu arada kazanlar kurulmuş, pilavlar pişirilmekte ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i okunmaktadır. Ve Yunus, böylesi bir hava içerisinde yeni kabrine nakledilir. Bu kabrin de üstü açık olup mezar kitabesinde onun “Sevelim sevilelim” sözleri yazılıdır.

Anıt Mezar

Harun İstenci Yunus Emre'nin Anıt Mezarı başında...
Harun İstenci Yunus Emre'nin Anıt Mezarı başında.
 Aradan yine yıllar geçer. Yunus’un ilk kabrinin bulunduğu yer bir külliye biçiminde iken Yunan işgalinde yakılıp yıkılmış bir yerdir. Bu yüzden bir külliye yapımı düşünülür ve yeni bir mezar fikri gündeme gelir. Böylece buraya Yunus’un yaşadığı dönem olan Selçuklu mimarisinden esinlenerek yeni bir anıt mezarla birlikte külliyenin diğer unsurları olan bir cami, bir konuk evi, bir müze ve sergi salonu yaptırılır. Böylece Yunus, ikinci mezarından da çıkarılarak 24 Mayıs 1970’de düzenlenen bir merasimle bu anıt mezara defnedilir.
Yunus Emre'nin Anıt kabri ve hemen arkasında görünen ikinci kabri...
Yunus Emre'nin Anıt kabri ve hemen arkasında görünen ikinci kabri.

Dahası da var;

Anadolu'nun daha birçok yerinde Yunus Emre’ye atfedilen başka mezarlar da var. Karaman, Sandıklı, Kula, Aksaray, Erzurum, Bursa, Ünye bunlardan bazıları. Bir mezarı da Azerbaycan’da bulunuyor. Tabi bunlara mezar değil, makam demek gerekiyor. Bu durum sevilip sayılan pek çok İslam büyüğü için söz konusu. İnsanlar, bu tür şahsiyetlerle olan manevi bağlılıklarını sürdürebilmek için bu yola başvurmaktadırlar.
Yunus Emre Anıt Mezarı
Yunus Emre Anıt Mezarı
 Yunus’un hakiki mezarının şurada yahut burada olmasının bir önemi yok. Onların gerçek yerleri sevenlerinin gönülleridir. Derim ki siz de bir imkan bulup yolunuzu Sarıköy’e düşürün. Üç mezarı da ziyaret edin. Külliyenin bahçesinde siz de kuru ve yaş ağaçları aynı yerde görüp “Kuru idik yaş olduk, kanatlanıp kuş olduk” mısralarının hikmetini kavramaya çalışın. Biraz uzaktaki dağlarda Yunus’un eğri iken doğrulttuğu ağaçları göreceksiniz. Daha da önemlisi burada ölüm korkusundan hiç eser yok. Yunus’un “Âşıklar ölmez” mısraları burada hakikat olup müthiş bir sükûnetin denizinde içinizi huzurla dolduruyor.

Yunus Emre'nin yaşamı;

 Yunus Emre, tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Yunus Emre'nin, on üçüncü yüzyılın ikinci çeyreği ile on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar Sarıköy'de yaşadığını, bazılarıysa Karamanlı olduğunu düşünür. Hacı Bektaş Velinin bir eserine dayanarak Sarıköy'de yaşadığı ihtimali daha güçlü görünmektedir. Ölümü 1320 olarak kabul edilen Yunus Emre'nin seksen iki yaşında öldüğü söylenir. Buna göre doğum tarihi de 1238 yılına denk gelmektedir. Yunus Emre'nin eserleri yaşamı hakkında bazı bilgiler içermektedir. Bütün bir Anadoluyu dolaştığı, Mevlanayı gördüğü eserlerinde geçen cümlelerden anlaşılmaktadır.

 Yunus Emre'nin yaşamı halk arasında söyle anlatılmaktadır: Yunus Emre küçükken okula gitmiş ama alfabeyi bir türlü öğrenememiştir. Bunun üzerine okulu bırakıp köyünde çiftçilik yapmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda kıtlık olur. Yunus ta kıtlıktan etkilenir. Kırşehire yakın Sulucakarahöyük'te Hacı Bektaş Veli adlı biri olduğunu ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini eli boş göndermediğini duyar. Bunun üzerine Hacı Bektaş Velinin yanına gitmeye karar verir. Yolda giderken eli boş gitmemek için alıç toplar. Hacı Bektaş Velinin dergâhına varır. Hacı Bektaş Veli, Yunusun samimi ve saygılı davranışlarından çok memnun kalır. Yunusun buğday için geldiğini öğrenince “Sorun bakalım buğday mı ister, himmet mi?” der. Bu sözleri duyan Yunus ” Ben himmeti ne yapayım, karın doyurmaz ki, bana buğday gerek,” der. Buğdayını alan Yunus yola çıkar.
Yunus Emre heykeli - Eskişehir, Sivrihisar
 Yolda giderken buğdayı aldığına pişman olan Yunus, geri döner. Hacı Bektaş Velinin huzuruna çıkar ve buğdayı istemediğini himmet istediğini söyler. Hacı Bektaş Veli “O söylediğin artık geçti biz o anahtarı Taptuk Emre'ye verdik,” der. Yunus, bunun üzerine Taptuk Emreyi bulmak için yola çıkar. Taptuk Emre'yi bulur ve ona durumu anlatır. Taptuk Emre'nin dervişi olur ve dergâha odun taşımakla görevlendirilir. Kırk yıl odun taşıdığı dergâha bir tek eğri odun getirmez. Sebebini soranlaraysa “Bu kapıdan içeriye odunun eğrisi bile giremez,” der. Taptuk Emre kızını Yunus ile evlendirir ama Yunus şeyhinin kızına kendisini layık görmediği için kıza elini sürmez. Onun tek amacı erenler mertebesine ulaşmaktır. Yunus bir türlü erenler mertebesine ulaşamadığını düşünüp, üzülür ve Taptuk Emre'nin yanından ayrılır.

 Taptuk Emreden ayrı geçirdiği zaman içinde başından geçen bazı olaylar sonucunda Yunus istediği mertebeye ulaştığını anlar. Tekrar Taptuk Emre'nin yanına döner ama Taptuk Emre'ye mahcup olduğu için önce karısı ile görüşür. Şeyhinin kendini affetmesini ister. Kadın “Bilirsin gözleri görmez, sen kapının eşiğine yat. O sabah namazına kalktığında ayağı sana dokunur. Bu kim diye bana sorar. Ben de Yunus, derim. Eğer hangi Yunus derse ses çıkarmadan çek git. Yok, eğer bizim Yunus mu derse, kalk şeyhinin eline sarıl,”der. Kadının dediğini yapan Yunus şeyhinin “Bizim Yunus mu?” sorusu üzerine kalkar şeyhini ellerine sarılır. Bu olaydan sonra da Yunus'un hayatını kaybettiği söylenir.

Sanat Yaşamı

 Yunus Emre sanat yaşamında halka, halkın dili ile hitap etmiştir. Yani Türkçeyi çok güzel kullanmıştır. Öz Türkçe ile eserler vermiştir. Bu da Yunusun her zaman okunup anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yunusun şiirleri tasavvuf ağırlıklıdır. Tasavvuf; ruhunu temiz tutmak, Allah sevgisini kalbinde yaşamak, Allah'ı öylesine sevmektir ki cennet için değil, onun sevgisine erişebilmek için uğraş vermek, ömrünü bu yola adamak demektir. İşte Yunus şiirlerinde genellikle bu konuları işlemiştir. Onun hoşgörüsü de çok önemlidir. “Yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü,” diyebilecek olgunluktadır. Yunus Emre bir halk şairi değil halkın şairidir. Öylesine çok sevilmiştir ki Anadolu'nun çeşitli yerlerinde adına anıt mezarlar yaptırılmıştır. Aruz ölçüsü ile de şiirler yazmıştır ama onun en güzel şiirleri hece ölçüsü ile yazdıklarıdır. Yunus Emre'nin “Risalettün- Nushiyye” ve “Divan” olmak üzere iki eseri vardır. Eserlerine başka âşıkların eserleri karıştıysa da sonradan bunlar ayıklanmıştır.

Yunus Emre mezarı ve külliyesine ait görülmeye değer diğer fotoğraflar;

Kaynakça: https://www.dunyabizim.com/gezi-mekan/ynus-emrenin-kabri-nasil-tasinmisti-h12883.html  | https://www.bilgiustam.com/yunus-emre-kimdir/

Bu içerik Harun İstenci tarafından aşağıda belirtilmiş olan kategoriler altında oluşturulmuş ve yayınlanmıştır. İçeriğin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. | İstenci Systems
Yazar Bilgisi: Harun İstenci Hakkında
Harun İstenci Hakkında
1997 yılında İstanbul'da dünyaya geldi ve memleketi Kastamonu. Çocukluğundan bu yana bilgisayar sistemleri üzerinde çalışıyor ve internet üzerinde içerik üretiyor...
Harun İstenci Resmi Web Sitesi Hakkında Daha Fazla >

Birden fazla kabrinin olması dikkatimi çekti, esasen her kabrin ayrı bir hikayesi ve her hikayenin de ayrı bir sebepleri var... Aslında anlatacak çok şey var, her şeyden önce kabrinin nasıl, neden taşındığını ve sonrasında hayatını anlatmak istiyorum. Haydi başlayalım...

Yorum Gönderme

Yorum alanı herkese açıktır. Olağan dışı bir yorum algılandığında topluluk politikalarımız gereğince 24 saat içinde kaldırılacaktır.

[blogger][disqus]

Author Name

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.